Sayfalar

2 Mayıs 2011 Pazartesi

BOSTON

Benim gibi tüm kültürlere aç, tüm güzellikleri görmek isteyen biri için seyahat nefis bir tecrübe… Peki neden Boston? Cevap benim için çok basit, zeka aşığıyım ben. Çevremdeki herkesi okumaya teşvik etmemle meşhur ben Boston’un o muazzam üniversiteleriyle başlamak istiyorum. Belki hepimiz el ele verirsek eğitim seviyesini yükseltiriz, kim bilir? Hayatım boyunca heveslerimin peşinden gidemedim ben, hep zekayı takip ettim. Doğrumu yaptım, bu başka bir yazı konusu olmalı. Ben sizleri daha fazla merakta bırakmayıp Boston’u anlatmalıyım.
Neden Boston’a gitmeli? Nezih bir Amerikan şehrini ve büyük dünya liderlerinin mezun olduğu o muhteşem üniversiteyi görmek için diyebilirim. Bizim yolumuz Boston’a Amerika’da kaldığımız sırada eşimin kongresi için düştü. Ben Boston’u çok duyardım orada mastır yapan Türk öğrencilerden. Elimize fırsat da geçmişken kaçırmak istemedik bunu ve araba kiralayarak Connecticut-New Haven’dan gittik Boston’a. Şehir içinde daha önceden internetten bulduğumuz bir otele yerleştik. Her zaman olduğu gibi şehir içi otelleri tercih ettik. Bu kez annem, kızım ve eşimle gezdim Boston’u. Annem öğretmen olunca onunla gezmek çok avantajlı tabii, her şeye hakim, her şeyi biliyor.
Boston Amerika Birleşik Devletleri'nin Massachusetts Eyaletinin başkenti ve en büyük şehridir. Ayrıca New England olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğu bölgesinin de resmi olmayan merkezidir. New England denen bölge, Maine, New Hampshire, Vermont, Massachusetts, Rhode Island ve Connecticut eyaletlerinden oluşur ve Atlantic Okyanusu, Kanada ve New York Eyaleti ile sınırdır. Boston Amerika'da İrlanda kökenlilerin en etkin oldukları şehir olarak bilinir. Boston günümüzde eğitim, sağlık, finans ve teknoloji merkezidir. M.I.T. (Massachusetts Institute of Tecnology), Harvard Üniversitesi, Massachusetts Üniversitesi, Northeastern Üniversitesi, Boston Koleji, Wellesley Koleji ve Boston Üniversitesi gibi dünyaca ünlü eğitim kurumları Boston ve civarında yer alırlar. Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi, Brigham ve Kadın Hastanesi, Massachusetts Genel Hastanesi, Boston Çocuk Hastanesi, Dana-Farber Kanser Enstitüsü ve Harvard Tıp Fakültesi bütün dünyadan hastaların tedavi amacıyla geldikleri ünlü tıp merkezleridir. Ayrıca şehir Fidelity Investments, Putnam Investments ve Wellington Management gibi dünyaca ünlü yatırım fonlarının merkezlerini barındırmaktadır.
Boston deyince akla Boston fasulyesi, Boston morinabalığı, Boston kremalı turtası, Brahminler’in bir araya geldikleri Beacon Hill, shrimp (karides) festivali, meşhur Cheers Barı (bar üzerine fantastik bir şekilde kurulmuş olan başarılı televizyon dizisinin çekildiği mekan), heyecanlı maçlarıyla Boston Red Sox beyzbol takımı ve tabii ki milli basketbolcumuz Semih Erden’in de bir süre forma giydiği, NBA tarihinin en başarılı takımı Boston Celtics akla gelir. Bana sorarsanız Boston deyince aklıma Harvard Üniversitesi geliyor. Boston’unun Cambridge bölgesindedir. M.I.T. yine bu bölgede kıyıda yer alırken Harvard Üniversitesi hemen arka tarafında bulunur. Buraya gezmeye Harvard Square’den başlamak gerekir. Meydanda sayısız kitapçı ve cafe bulunur. Çevrenizde seçkin öğrencilere kıskanarak bakarken, hayaller kurarsınız çocuklarınıza dair. Harvard Amerika’nın en eski üniversitesi, kuruluşu 1636. En zengin üniversitelerden biridir. Yetiştirdiği en meşhur dünya liderleri; John Adams, John Quincy Adams, Rutherford B. Hayes, Teddy Roosevelt, Franklin D. Roosevelt, John F. Kennedy, George W. Bush, Barack Obama. Heyecanlanıyorsunuz değil mi? Benim konum tüp bebekte de Harvard referans laboratuarlardan biri hakikaten.

Üç Yalan Heykeli

Üniversitenin en eski bölümü Harvard Yard’a girin. Üniversitenin kurucusu olduğu belirtilen John Harvard’ın 1638 tarihli heykeline dikkat edin. “Üç Yalan Heykeli” olarak adlandırılan bu heykel oldukça popülerdir ve hem ziyaretçilerin hem de okula yeni başlayan öğrencilerin şans getirsin diye heykelin sol ayakkabısını ovalamaları adet haline gelmiştir. Heykelden Facebook’un kuruluşunun konu edildiği The Social Network (Sosyal Ağ) adlı filmde de bahsediliyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg de Harvard’lı dahilerden ancak o da şöhreti yakaladıktan sonra okulu bitiremeyenlerden. Tıpkı Bill Gates gibi. Heykeldeki 3 yalana gelince; 1-Heykeldeki kişi John Harvard değil 19. yüzyılda yaşamış Harvard’lı bir öğrencidir, 2-Tarih yanlıştır 1636 olmalı. 3-John Harvard ise kurucu değil, 400 kitabını ve birkaç yüz poundunu kütüphaneye bağışlayan bir hayırseverdir. Kütüphane demişken kızımın kitap tutkusu yüzünden gittiğimiz tüm şehirlerin kütüphanelerine uğrarız. Boston Halk Kütüphanesi’ne de gittik ve Türkçe kitaplar rafı bomboştu. Bir daha yolum düşerse oraya kitap bağışlamak istiyorum. Boston’a giderseniz kitap götürün lütfen Boston kütüphanesine. Harvard’da ki (ikinci avluda) Widener Library 13 milyon ciltlik kitap koleksiyonuyla dünyanın en büyük üniversite kütüphanesidir ve filikalara kadar 30 metre yüzemediği için Titanik faciasında ölen Harry Elkins Widener’in adı verilmiştir. Annesi her Harvard öğrencisinin 30 metre yüzebilmesi şartı ile bu kütüphaneyi kurmuştur. Şimdi daha iyi anlıyoruz ki buranın başarısı tesadüf değil… Burası kütüphane cenneti, kişi başına düşen kütüphane sayısıyla Amerika’da rakipsizdir. Cambridge’de tüm gününüzü kütüphanelerde ve aldığınız kitapları incelemek için uzandığınız parklarında geçirebilirsiniz.
Boston, havadaki deniz kokusunu hissedeceğiniz bir liman şehri. Zenginliğinin büyük bir bölümü Grand Banks kıyılarında avlanan morinabalığından gelmektedir ve bu nedenle Massachusetts Eyalet Meclisi’nde Kutsal Morina sembolü asılmıştır. Liman çevresinde turlara katılabilir ya da bizim gibi sakin bir köşede oturup etrafın keyfini çıkarabilirsiniz. Ben deniz ürünleri tutkunu olduğum için keyfini çıkarıyorum yemenin… New England Aquarium’da zengin bir akvaryum bu bölgede görmek için. Özellikle çocuklarla yapılan seyahatlerde onların ilgisini çekecektir. Dev bir süt şişesi içerisinde dondurma ve atıştırmalıkların sunulduğu, büyük bir oyun alanı olan çocuklara yönelik bir müze olan Children’s Museum, Fort Point Channel’in karşısında. Çocuklar için harika bir faaliyet alanı.
Entelektüel seviyeleri oldukça yüksek olan Bostonlular kadınlara daha çok hak verilmesini savunmuşlar. Boston en eski şehirlerden birisi, kent merkezindeki sokaklar geleneksel tarzda düzenlenmemiş, biraz daha farklı diğer şehirlere göre. Bostonluların aksanları da farklı, biraz İngiliz aksanını hatırlatıyor bize. 17 yy da bir koloni olarak başlayan şehir ve eyalet, ABD’nin bağımsızlığına giden yoldaki önemli gelişmeleri sağlamış. Meşhur “Boston Tea Party” (Boston Çay Partisi) bizim tarih kitaplarımızda bile yer almaktadır. Boston’daki kolonistlerin Büyük Britanya'dan gelen yüksek vergili çayı ve Büyük Britanya'yı protesto etmek için 16 Aralık 1773 yılında Boston Limanı'nda İngiliz gemilerindeki tonlarca çayı kızılderili kılığına girerek denize dökme eylemidir ve bu eylem Amerikan Bağımsızlık Savaşını çıkartan kıvılcımlardan birisi olarak tarihe geçmiştir. Bağımsızlık Bildirgesini, köleliğin kaldırılmasını, kadınların eşitliği ve homoseksüellere yönelik hakların verilmesini, ABD bu isyancı eyaletine borçludur.

Boston yürüyerek gezilebilecek şehirlerden biri. Yürüyüşünüze Downtown’dan başlayarak bir saat içinde birkaç komşu bölgeyi gezebilirsiniz; Beacon Hill’in kaldırımlı taşlı dar sokaklarından, Financial District’in karmaşık sokaklarına ya da Back Bay’in Victoria tarzındaki caddelerine… Hediyelik eşyalar bakıp, sokakta kurulmuş meyve stantlarından meyveler alıp yiyerek gezebilirsiniz. Nefis dizayn butikler hoşunuza gidecek. Biz Ağustos ayında gittiğimiz halde yağışlı bir hava vardı ama nefis bir havaydı, dolaşmaya engel değil. Yağmur hızlandığında kendimizi mallere (Alış Veriş Merkezlerine) atıp yine tüm Amerikan şehirlerinde karşımıza çıkan mağazalarda alış-veriş yaptık. Cheesecake Factory’de kahve ve cheesecake molası verdik. Başka bir molada meşhur Boston’ın kremalı payından denedik. Boston kışın biraz daha karanlık ve puslu bir şehir. Bu mevsimde buzdan heykeller yapılıyor. Eğer yolunuz Boston’a kışın düşerse mutlaka görülmeli. Boston’da da China Town görülmeye değer ama diğer şehirlerdekinin aynı. Aynı dükkanlar, aynı mimari tarz.
Red Sox'ın stadyumu Fenway Park, yaklaşık olarak yüz yıllık bir geçmişe sahip. Maç günleri oldukça canlı ve kalabalık olan bu stat, normal zamanda da düzenlenen turlarla gezilebiliyor bence bu stadyumunu da gezebilirsiniz. Hele maç gününe denk gelirseniz, şehrin her yeri, herkes kırmızı-lacivert oluyor. Hediyelik eşya dükkanından bir forma alınır yani. Hazır ABD’ye gitmişken eğer fırsat bulabilirseniz hangi şehirde olursanız olun bir NBA maçına gidin. Hem belki bizim basketbolcularımızdan birini de canlı seyredip destekleyebilirsiniz, ne dersiniz? Boston Celtics'in sahası TD Banknorth Garden’da bir maç seyretme şansı bulamasanız bile müzeyi gezmek iyi bir fikir olabilir.
Gitmenizi önereceğim bir başka semt de küçük İtalya olarak da bilinen North End. İtalyan cafeleri, restoranları ve canlılığıyla Boston’un en eğlenceli semti. 
Boston'a gidince mutlaka yapılması gereken aktivitelerden biri de ünlü "Duck Tours". Hem karada hem denizde yol alabilen, 2. Dünya Savaşı stili ilginç araçlarla farklı bir Boston turu mümkün. Karadan Parlamento Binası, Bunker Hill ve Newbury Caddesi'ni gezebileceğiniz bu turlar, Charles River'a girdiğinde ise sudan mükemmel bir Boston ve Cambridge manzarası sunuyor. Ayrıca hemen her turistik şehirde olduğu gibi Hop on Hop of turlarını da tercih edebilirsiniz.
Aralık ayında vizyona giren film Hırsızlar Şehri (The Town) Boston’da geçen bir suç filmi. Yeni nesil Amerikan yazarlarından Chuck Hogan’ın yazdığı Prince of Thives adlı romandan Peter Craig ve “Kızımı Kurtarın”da  da beraber çalıştığı Aaron Stockard ile birlikte uyarladığı “Hırsızlar Şehri”, Boston’un banka soygunlarının yoğun olarak yaşandığı Charlestown bölgesinde geçiyor. Algıda seçicilik benimkisi, Boston yazarken daha ilgimi çekti film.
Ben Boston’u çok sevdim. Huzur duydum sokaklarını gezerken. Hatta geçen gün aldığım bir derginin verdiği astroloji ekinde başak burcunun şehirleri olarak Boston’u görünce kocaman bir hayretle gülümsedim. Gerçi Elif Şafak son kitabı Firarperest’te her kadınla burç muhabbeti yapamazsınız, aklı ve düz mantığı şiar edinen kadınlar var, diyerek burçlara inananlara göndermede bulunsa da bizler burçlarımıza inanmadan edemiyoruz işte. Elif Şafak demişken, Elif Şafak’ın Araf kitabı da Boston’da geçer. Farklı ülkelerden gelen, farklı dinlere, dillere mensup olan bir grup genç Boston’da karşılaşır. Göçebeliğin ruha yansımışlığı anlatılır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder