Sayfalar

5 Kasım 2011 Cumartesi

SOY SENDROMU

SOY SENDROMU
Kuşakaşan Terapi ve Soyağacındaki Gizli Bağlantılar
Anne Ancelin Schützenberger


Yoga hocam Belma Hanım’ın önerisiyle aldığım bir kitap “Soy Sendromu”. Tüm yaz okuyamadım. Orlando uçuşunda bitiririm ve yolculuk keyifli hale gelebilir diye yanıma alıyorum. Evet, gerçekten gidiş-dönüş kitabı bitiriyorum. Ama kitabın yorumunu Ankara’da yazıyorum. Sonbaharda Ankara’da olmak, üşüyerek tüm alış-veriş merkezlerine inat Tunalı Hilmi’de gezmek, yorulunca kafelerinde mola vermek. Küçük küçük alış-veriş yapmak, insanların doğallığını keşfetmek bu şehirde. Bu şehirde insanların parası kimseyi ilgilendirmez, herkes birbirine insanca yaklaşır ve gülümser. Okumuşluk kitapçılarında görmeye değerdir. Neyse kitabıma dönüyorum:

Anne, bizim, sadece kuşak zinciri aracılığıyla, aslında atalarımız tarafından yaşanan travma ve olaylarla, nasıl bu zamanda ziyaret edildiğimizi, bu konuda nasıl da seçim şansımız olmadığını gösteriyor. Anne, Nis Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde grup psikoterapisi ve psikodrama alanında çalışan başarılı bir profesördür ve yazılı olmayan bir kanunla atalarımızın yaşamlarını yeniden yaşamamıza yol açan gizli sadakat ve bağlılık kuramı, kuşakaşan terapilerle ilgili araştırmalar yapıyor.

Kitap ilginç ve etkileyici olgu örnekleri ile bizi düşündürüyor. Ben çok beğendim, aradığım soruların cevaplarını buldum. Tavsiye ederim. Kitaptan beğendiğim kısımları sizlerle paylaşmak istiyorum;

İnsanların geçmişe ait mirası sadece huydan ibaret değildir ayrıca eski kuşakların belleğini de taşır. Yunanlılar bu durumu öldürdüğü komutan Nessus’un tuniği giyen Herkül’ün öyküsünde anlatmışlardır. Tunik onun derisinde yapışmış ve ona o kadar çok acı vermiştir ki sonunda bu acı ile hayatını sonlandırır. Nessus’un tuniği gibi, aile yinelemeleri de deriye yapışır, kişinin, atasına ait acıları ve kaygıları depolamasına yol açar.

Bir insanı ya da bir bireyi tam anlamıyla anlamak için onu tüm gereksinimleri, zorunlulukları, bağlılıkları ve aile ilişkileri alanında birçok kuşak boyunca görülen sorumluluk içeren tutumlarla birlikte ele almalıyız. Rollerin belirli ve birbirine bağlı olduğu bir aile dizgesinde, hesapları halletmek şekli tıkanır ve yineleyici hale gelir ya da sonraki bir zamanda çözülmek üzere sonsuzlaşır: Nevrozlar ve diğer belirtiler bu şekilde kalıcılaşır. Ailenin değişik üyelerinin değişik suçluluk eşikleri vardır; değişik uyumsuzluk toleransları.

Terk edilen ve evlatlık verilen çocuklar, onlara ilgi eksikliği, reddedilme ve terk edilme ile verilen zararı bir yerlerinde ararlar. Ebeveynler koruk yer, çocukların dişleri kamaşır. Bizim evde de bu öğreti hep söylenir. Yapılanlar bir biçimde bir yerlerde gün yüzüne çıkar ve eğer hesaplaşma tamamlanmamışsa tamamlanır.
Anne kitapta boş zaman etkinlikleri, hobiler, uğraşlar aile sırlarıyla bağlantılıdır diyor, ilginç. Bir aile yinelemesi gördüğümüzde şunu öngöre biliriz; “aile ağacını iyileştirmezsek” “kötü olay” kendisini tekrar edebilir, ancak görülmeyen sadakati hangi kardeşin ya da kuzenin taşıyacağını öngöremeyiz. İşler şimdi olmaktadır, yineleme olaydan sonra gözlenir.

Bir şeyleri görüyorsunuz, bu acıtıyor; bunun hakkında konuşabildiğinizde acı gidiyor ve kendinizi daha iyi hissediyorsunuz.

Kitap ilginç ve bir dolu bilgi yüklü. Daha fazlası için bu kitabı okumanızı öneririm.
İyi Bayramlar
Aylin Ayaz Yılmaz



2 yorum:

  1. Merhabalar,
    Kitabı bulamıyoruz, hiç baskısı yok, PDF gönderme şansınız var mı?
    Teşekkürler!

    YanıtlaSil
  2. Ben de bulamıyorum ve çok lazım

    YanıtlaSil